Yayınlama Tarihi: 29 Aralık 2025
Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2025
Üniversitemiz ile Kültür ve Medeniyet Vakfı (KÜME) ortaklığında düzenlenen Tasarım İşi etkinliği kampüsümüzde gerçekleşti. “Her şey tasarımdır” sloganıyla, tasarım dünyasının farklı alanlarda önde gelen isimlerinin katıldığı programa akademisyenler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Etkinliğin kapanış oturumunda KÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ve Mütevelli Heyeti Üyesi Sümeyye Erdoğan Bayraktar, gençlerle bir araya geldi.
Etkinlik, Rektörümüz Prof. Dr. Enes Eryarsoy’un konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Enes Eryarsoy, konuşmasında tasarımın yalnızca estetik bir kavram olmadığını, bir ihtiyaca ve probleme çözüm üretmeye yönelik düşünsel bir süreç olduğunu ifade etti. Tasarım kavramının tarihsel ve dilsel kökenlerine değinen Prof. Dr. Eryarsoy, tasarım sürecinin zihinde başlayan; hayal etme, tasavvur ve planlama aşamalarının ardından üretim ve inşa süreciyle tamamlanan bütüncül bir yapı olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Enes Eryarsoy, “Tasarım, tahayyül ile başlar. Tahayyül kelimesi, hepimizin bildiği hayalet kelimesiyle aynıdır. Gizemli bir bulutun içerisinden içimize, aklımıza bir şey gelir ve ‘içten dışa’dır. Arapça tefaül babından gelir. Önce zihnimizde bir şey belirir; tahayyül ederiz, hayal ederiz. Daha sonrasında ne yaparız? Tasavvur ederiz. Tasavvur nedir? Surete bindirmek, bir resim hâline getirmektir. Tasavvur da yine aynı babdan gelir; içten dışadır. İçte, zihnimizde belirginleştirmeye başladığımız şeyi resim hâline getiririz. Daha sonra kullanılan kelimelerden biri tertiptir. Mimar Sinan bir tasarımcı değildir; çünkü bu eski bir kelime değildir. Mimar Sinan tertip eder. Tertip ise rütbe kelimesi içinde oluşturulmuş bir yapılanmadır. Tertip, daha sonra yerini tanzime, dışta oluşturmaya; o da inşaya bırakır. Haliç Üniversitesi olarak, ilk baştaki hayal etme kısmından en sondaki inşaya kadar üç fakültemizle; Mimarlık Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi’nde tasarıma gönül verenleri ön lisanstan doktoraya kadar eğitmeyi önceliyoruz” diye konuştu.
KÜME Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren, vakfın kültür, sanat ve tasarım alanlarında yürüttüğü çalışmalara değinerek, özellikle güzel sanatlar alanında öğrenim gören öğrencilerin burs programları ve sanat projeleriyle desteklendiğini ifade etti. Bu kapsamda Sanat Destekleri Programı çerçevesinde çok sayıda projeye destek verildiğini belirten Eren, tasarımın vakfın öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu vurguladı. Tasarımın, sanat ve üretimi bir araya getiren dönüştürücü bir güce sahip olduğuna dikkat çekti.
Konuşmasında Gazze sürecine de değinen Abdullah Eren, vakıf olarak bu süreçte kültür ve sanat yoluyla farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini; protez çalışmaları, enstalasyon sergileri ve tiyatro projeleriyle kamuoyunun dikkatini çekmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti. TEKNOFEST kapsamında düzenlenen Alan’25 etkinliğiyle tasarım etrafında güçlü bir ekosistem oluştuğunu ekledi.
İlk oturumda Prof. Dr. Hümanur Bağlı, “Tasarım Okuryazarlığı” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammet Zeki Duran, “Fikirden Pazara Sınai Mülkiyetin Gücü” başlıklı konuşmasında Türk Patent Kurumu hakkında bilgi verdi.
Muhammet Zeki Duran’ın ardından, Üniversitemiz Endüstriyel Tasarım Bölümü’nün duayen akademisyenlerinden Prof. Dr. Önder Küçükerman, gerçekleştirdiği konuşmada Endüstriyel Tasarım Bölümü’nün kuruluş sürecini ve bu sürecin arkasındaki düşünsel temelleri katılımcılarla paylaştı. Konuşmasına “Niçin ben?” sorusuyla başlayan Prof. Dr. Küçükerman, bu soruya “Çünkü tasarımı sadece bir güzellik meselesi değil; yaratıcılık, hukuk, ekonomi ve ahlak meselesi olarak ele aldım” yanıtını verdi. Aldığı eğitimin ve edindiği mesleki birikimin bu yaklaşımın şekillenmesinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Konuşmasında Türkiye’de endüstriyel tasarım alanında gerçekleştirilen öncü çalışmalara değinen Prof. Dr. Küçükerman, Türkiye’nin ilk alışveriş merkezinin tasarlanması ile TOFAŞ ve Doblo araçlarının tasarım süreçlerine ilişkin deneyimlerini aktardı. Endüstriyel Tasarım Bölümü’nü alanlarında uzman dört akademisyenle birlikte kurduklarını belirten Küçükerman, özellikle Şişecam için gerçekleştirilen tasarım çalışmalarının sektörle akademi arasındaki başarılı iş birliklerine örnek teşkil ettiğini ifade etti.
Etkinliğin Büyük Konferans Salonu oturumlarında; Türk Hava Yolları Marka ve Tanıtım Başkanı Rafet Fatih Özgür, “Hepsi Hikâye” başlıklı sunumuyla markalaşma ve anlatı ilişkisine odaklandı. TÜSEB ve Harvard Üniversitesi iş birliği kapsamında çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Mustafa Ünal, “Tasarım–Bağımsızlık İlişkisi” başlıklı konuşmasında tasarımın ulusal ve bireysel bağımsızlıkla kurduğu bağı ele aldı. Tekstil ve moda tasarımcısı Fırat Neziroğlu, “Deneyimi Tasarlamak” başlığıyla kullanıcı deneyimi ve duyusal tasarım üzerine değerlendirmelerde bulundu. Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Zeki Durak, “Fikirden Pazara Sınai Mülkiyetin Gücü” başlıklı konuşmasıyla fikri mülkiyetin ticarileşme sürecindeki rolüne dikkat çekti.
Program kapsamında Dr. Mustafa Özel, “Kapitalizmin, İnsani Olmayan ‘İnsan ve Toplum’ Tasarımı” başlıklı konuşmasında modern üretim ilişkilerini eleştirel bir bakışla ele alırken; Mimar Celaleddin Çelik, “Sürekliliğin Gücü: Tamir, Tadil, Dönüşüm” başlıklı sunumuyla mimarlıkta sürdürülebilirlik ve dönüşüm kavramlarını irdeledi. Sanatçı ve tasarımcı Bager Akbay ise “Sanat ve Tasarım Arasındaki Fark” başlıklı konuşmasında iki disiplin arasındaki sınırları tartıştı.
Küçük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen paralel oturumlarda; Genç Girişimciler ve Oyun Geliştiriciler Derneği Başkanı Ahmet Eren Oğuz, “Bug Değil, Future: Girişimcilikte Beklenmedik Akışları Tasarlamak” başlıklı sunumuyla girişimcilik ve oyun ekosistemini ele aldı. Endüstriyel Tasarım ve İnovasyon Yöneticisi Osman Cihan Demirel, “Tasarım Sürecinde Disiplinler Arası Etkileşim” konusunu aktarırken; Karaca Grup Şirketleri Tasarım Direktörü Ahmet Toplu, “Karaca’da Tasarım” başlığıyla kurumsal tasarım süreçlerine dair deneyimlerini paylaştı.
Arman Tasarım Direktörü Hatice Armağan, “Stratejik Tasarım ile Değer Odaklı Yaklaşım” başlıklı konuşmasında tasarımın stratejik boyutuna değinirken; Bambum Genel Müdürü Ahmet Selman Yar, “Doğadan Sofraya: Bambum’un Hikâyesi” başlığıyla marka yolculuğunu anlattı. Orhan Irmak Tasarım Kurucusu Dr. Orhan Irmak, “Kendi Tasarım İşinizi Yapmak İster Misiniz?” başlıklı sunumuyla girişimcilik deneyimlerini paylaştı.
Türk Patent ve Marka Kurumu Tasarımlar Dairesi Başkan Vekili Gülsevi Esra Bal, “Sınai Mülkiyet Perspektifinden Tasarımlar” başlıklı konuşmasında tasarım hakları ve fikri mülkiyet süreçlerine değindi. Ulaşım ve Otomotiv Tasarımcısı Mert İlkin, “Otomotiv Sektöründe Tasarım Süreci” başlıklı sunumuyla sektörel deneyimlerini aktarırken; Waxy Tasarım Direktörü ve dekoratif aydınlatma tasarımcısı Merve Mehan, “Işık Enstalasyonu ile Hikâye Anlatmak” başlığıyla ışık ve mekân ilişkisini ele aldı.
Türk Hava Yolları Yurt Dışı İstasyonları Operasyon Koordinasyon Müdürü Agah Selim Aluç, “Operasyonel Tasarım” başlıklı konuşmasında hizmet tasarımı ve operasyonel süreçleri değerlendirdi.
Etkinliğin son oturumunda, KÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile KÜME Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Sümeyye Erdoğan Bayraktar katılımcılarla bir araya geldi. Tasarımın teknoloji, üretim ve toplumsal dönüşümle kurduğu ilişkinin farklı boyutlarıyla ele alındığı oturumda Sümeyye Erdoğan Bayraktar, tasarımın bir ihtiyacı karşılamak için yapıldığını vurgulayarak, “Kültür ve Medeniyet Vakfı olarak, özellikle son 20 yılda dünyanın karşı karşıya kaldığı yeni krizlere, kendi köklerimizden aldığımız güçle yeni çözümler üretip üretemeyeceğimizin arayışıyla yola çıktık. Tasarım da bu noktada çok önemli bir alan. Tasarım; özgün, otantik ve kaynağı belli olduğu ölçüde güçlüdür. Otantik olmak, gücünü kendi kaynağından almak demektir. Güçlü tasarım aslında kimlikli tasarımdır. Kendi kimliğinizi ne kadar rahat ve güçlü bir şekilde yansıtırsanız, ortaya koyduğunuz tasarım da o kadar güçlü olur. Küreselleşen dünyada, farklı kültürlerin çoğu zaman ezildiğini, hatta görmezden gelindiğini görüyoruz. Oysa tasarım hayatımızın her alanında var. Bir insan bir şeyi tasarlarken, kendi hayata bakışını, kültürünü ve değerlerini mutlaka yaptığı işe yansıtır; orada iz bırakır” dedi.
Selçuk Bayraktar, bugüne kadar yaptıkları tüm tasarımların özünde kimseye benzememek hedefleri olduğuna değinerek, “BAYKAR’ın tasarımla ilgili en önemli yaklaşımı nedir diye sorarsanız, rahmetli babamın bir sözü vardır: ‘İnsanlar uçağı yaptı mı kuşa benzer; Laz usta yaptı mı balığa benzer.’ Aslında BAYKAR’ın hikâyesinin özünde bu var: Kimseye benzememek. Bu, aykırı olmak için ya da reddiyeci bir tavırla yapılan bir tercih değil; kaybettiğimiz özgüveni yeniden kazanma meselesidir. Biz çok büyük bir üretim ülkesiyiz. Milyonlarca araç üretiyoruz; sanatta, kültürde, sanayide ve pek çok alanda güçlü bir birikimimiz var. Ancak maalesef üretimin büyük bir kısmında fikir ve tasarım dışarıdan geliyor. Fikir ve tasarım dışarıda olduğunda siz ancak takipçi olabilirsiniz; yön veren ya da lider olan olamazsınız” dedi.
Yapılan her çalışmada köklerimizle olan bağdan ilham alınması gerektiğini belirten Selçuk Bayraktar, “Köklerden göklere diyoruz. Doğaya baktığınızda bunu çok net görürsünüz. Ağaçlar ne kadar güçlü köklere sahipse, o kadar yükseğe uzanabilir. Görünmeyen kökler ne kadar sağlam olursa, göğe uzanma da o kadar mümkün olur. Topluma ne kadar sıkı tutunursanız, o kadar güçlü olursunuz. Bugün yaşadığımız temel sorunlardan biri, köklerimizle olan bağın kopmuş olmasıdır. Oysa biz; bilimde, teknikte, öğrenme ve bilgi üretme metodolojilerini yüzyıllar önce formülize etmiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Geleceğe yön verebilmek için özgün olmak zorundayız. Benzediğiniz sürece lider olamazsınız” diye konuştu.
Soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimi ile etkinlik sonlandı. Katılımcılar, etkinlikte tasarımın yalnızca ürün geliştirme süreci değil; aynı zamanda bir vizyon, değer ve gelecek inşası olduğuna dair kapsamlı değerlendirmeleri dinleme fırsatı buldu.